HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Buldan, şunları kaydetti:

“HDP düşmediği ve düşürülemediği için umut da düşmüyor. O yüzden tüm dertleri, bakıyoruz, görüyoruz, HDP’dir. HDP’yi denklem dışında tutma işlemidir. Çok uğraştılar, uğraşmaya devam ediyorlar. Dünya diktatörlük tarihine geçecek eşi benzeri görülmemiş baskı ve hukuksuzlukları yaptılar, yapmaya da devam ediyorlar… Şimdi son olarak ne yaptılar? Özellikle Salihe Aydeniz milletvekilimiz başta olmak üzere, dokunulmazlığının kaldırılması için jet hızıyla harekete geçtiler ve fezlekesini Meclis’e gönderdiler.

Karşılarında, siyaset yürütemeyen, halka umut ve cesaret veremeyen yalnızlaşmış bir HDP görmek istediler. 7 Haziranların, 31 Martların yarattığı büyük değişim umudunu toprağa gömmek istediklerinin farkındayız. Ama fena yanıldıklarını da görüyoruz. Ne yaptılarsa başaramadılar. HDP’nin siyasi cesaretini ve halkımızın umudunu kıramadılar, kıramayacaklar. Kendi toplantılarında bile artık HDP’nin konuşulduğunu duyuyoruz. ‘Halk HDP’yi dinliyor’ dedikleri, artık her tarafta duyuluyor… Siyasetimizi doğru anlayamadılar. Bizleri kendileriyle karıştırdılar.

Hep birlikte kazanacağımız büyük finale doğru hızla ve kararlı adımlarla ilerliyoruz. ‘Çözüm biziz, sözümüz var’ diyoruz. Kim hangi hesabı yaparsa yapsın, hangi denklemi kurmaya çalışırsa çalışsın, asıl büyük denklemi HDP ve umut olduğu milyonlar kuracaktır; bundan da hiç kimsenin şüphesi ve kaygısı olmasın. Büyük sorumluluk alan HDP’nin ortaya koyduğu temel hedefler ve sunduğu çözümler, 86 milyonun eşit ve ortak yaşamı için güçlü bir seçenektir. HDP, ülkeyi çöküşten çıkaracak en güçlü yoldur. Seçenek de yol da çözüm de bugün Türkiye’de HDP’dir ve HDP’nin yürüttüğü mücadeledir.

AKP-MHP iktidar bloğu diyor ki ‘yüz yıldır halklara büyük acılar ve yıkımlar yaşatan, inkarcı, imhacı ve tekçi sistem aynen devam etsin’. Hedef ve amaçları, Cumhuriyet’in güçlü demokrasi ile büyük barışla ve gerçek adaletle buluşmasını engellemektir. Parlamentodaki bizim dışımızdaki muhalefete bakıyoruz, ‘kriz ve çatışma üreten mevcut sistemi biraz restore edelim’ derdindeler. ‘Dökülen yerlere sıva yapalım, bir iki dekorasyonla durumu kurtaralım’ diyorlar. Biz de diyoruz ki ‘bu bina çürük’. O binanın kolonları çöküyor ve o bina yapılırken malzemeden çalındığının aslında herkes farkında. Temel sağlam atılmamış. Sizin neyle bu işi restore edeceğinizi gerçekten anlamakta da zorluk yaşıyoruz. Şimdi bu inkar ve restore siyasetleri topluma umut olabilir mi, bir gelecek sunabilir mi; asla yapamaz. Çünkü binayı sağlam temeller üzerinde yeniden kurmadan, eşit hak ve temelli yeni bir toplumsal sözleşmeyi yapmadan yeni bir geleceğin olmayacağını, olamayacağını herkes biliyor. Barış olmadan ortak geleceği nasıl kuracağız, elbette ki bunu muhalefete sormak isterim.

“Bu ülkenin en temel meselelerinden biri barışın olmayışıdır, yokluğudur”

Bu ülkenin en temel meselelerinden biri, barışın olmayışıdır, yokluğudur. Uzun bir süredir iktidarından muhalefetine herkes, bu ülkede bir Kürt meselesi yokmuş gibi davranmaya devam etmektedir. Ciddiyet ve samimiyet isteyen 100 yıllık bir meseleden, bir körlükten, bir kördüğümden, uluslararası boyutları olan bir hakikatten söz ediyoruz. Bütün sorunlara kaynaklık eden ve bir sorunla yüzleşmekten kaçınan, çözme iradesi ve cesaretini gösteremeyenler, yaşanan acıların da çalınan geleceğin de sorumlusudur, sorumlusu olmaya da devam ederler.

“Korkunç bir yolsuzluk ve hukuksuzluk düzeni kurduklarını bize gösterdiler”

Peki buradan bir kez daha sormak isterim. İmralı tecridi neden var? Bu soruya kimin cevap vereceğini elbette ki kestirmek zor. Çünkü bu soruya ne iktidar ne de bizim dışımızdaki muhalefet, herhangi bir cevap veremiyor, herhangi bir cevabı verme basiretini de cesaretini de gösteremiyor. İktidarın bekası için bir tecrit uygulandığını herkesin bilmesi ve herkesin artık bunun farkında olması gerektiğini bir kez daha ifade etmek isterim. Çatışmalı süreci ve hukuksuzluk rejimini ayakta tutmak için İmralı tecridini hayata geçirdiklerini ve devam ettirdiklerini hepimiz biliyoruz. 2015’te bitirdikleri çözüm sürecinin üzerine korkunç bir yolsuzluk ve hukuksuzluk düzeni kurduklarını her aşamada 2015’ten sonra bize gösterdiler ve bize yaşattılar. İktidar, bu düzenin bitmemesi için savaş politikalarında, çatışmalı politikalarda, güvenlikçi politikalarda ısrar ediyor, etmeye de devam ediyor.

Engellenen Gemlik Yürüyüşü’nde de çözümsüzlüğün yarattığı tüm yıkımların ve kayıpların bir an önce son bulması için başlatıldığını herkes biliyor. Özelikle de biri var ki siz bu kumpasçıyı albümlerinden, verdiği fotoğraflardan çok iyi tanıyor ve biliyorsunuz. Çok rahatsız olduğunun farkındayız. Çünkü çözüm ihtimalinden bile korkan bir kişiden bahsediyorum. Çözüm olursa talan imparatorlukları çökecek, bunun da farkındalar. Hemen yalanlara, iftiralara sarıldığını da gördük. Kendi konumunu HDP’ye saldırarak sağlama almak istediğini biliyor ve görüyoruz. Güya bizleri milletvekili olarak görmediğini söyleyen ve bunu açıklayan bir zat var. Biz de kendisini bakan olarak görmüyoruz ve tanımıyoruz. Ne olacak peki? Sen istesen de istemesen de beğensen de beğenmesen de kabul etsen de etmesen de bu ülkede 10 milyona yakın insan bizlere oy verdi, bizleri milletvekili seçti ve parlamentoya gönderdi… Bir dahaki dönem çok daha güçlü geleceğiz, çok daha kalabalık geleceğiz, çok daha fazla geleceğiz. Bu da sana dert olsun. Bu da sana ders olsun diyoruz. Buradan diyorum ki bizim üzerimizden siyasi hesaplar yapmayı bırak. Asıl albümlerinin, suç ortaklığının, hukuksuzluklarının hesabını nasıl vereceksin, bence bunu düşün ve şimdiden bunun hazırlıklarını yap. Çünkü artık zaman çok dar, daralmaya devam ediyor.

“3-5 milliyetçi oy için Türkiye’nin bir 100 yılını daha mı heba etmek istiyorsunuz”

Halkın ve demokratik siyasetin, demokratik kamuoyunun durduğu yer çözüm noktası iken muhalefet ise halkın durduğu ve gösterdiği yerden meseleye yaklaşmamakta büyük bir ısrar içerisinde. Diyalog ve müzakere ekseninde bir çözüm siyaseti üretmemek, her hukuksuzluğu dile getirirken mutlak tecrit hukuksuzluğuna ses çıkarmamak, iktidarın değirmenine su taşımaktan öteye gitmez. Buradan bir kez daha seslenmek istiyorum; 3-5 milliyetçi oy için Türkiye’nin bir 100 yılını daha mı heba etmek istiyorsunuz? Her kim bu meseleye ciddiyetle yaklaşmaz, demokratik çözüm üretmez ya da bu konu üzerinden milliyetçilik yarışına girerse çok büyük kaybeder. Her kim bu meseleyi siyaseten araçsallaştırır, Kürt halkına seçmen gözüyle bakar, halkın iradesini ve taleplerini tanımaz ise büyük kaybeder. Çünkü geçmişte de aynı yöntemler denendi. Kürt halkına sadece seçmen gözüyle bakıldı ve Kürt halkını sadece seçimlerde hatırladılar. Dolayısıyla da geçmişte denenen o yöntemler tutmadığı için bu dönemde aynı yöntemin yapılması ve bunun tutmayacağı da çok açık ve net olarak ortadadır.

Bugünlerde yeni bir şey konuşuluyor. ‘Yeni bir çözüm süreci var mı, yok mu’ diye herkes kulislerde bir laf attı ortaya ve bu atanların dahi ortada ne çözüm sürecinin olduğuna dair ellerinde bir belge var ne de böyle izlenim var. Sadece laf olsun diye ‘çözüm süreci olacak mı, olmayacak mı’, tam da seçimlere yakın bir dönemde atılan bu lafların içinin boş olduğunu hepimiz biliyoruz. Bizim görebildiğimiz kadarıyla bir çözüm, iktidar içerisinde bir çözülme var. Fiyaskoya dönüşen inkar ve imha siyasetinin çözülme süreci var bu iktidarda. Sadece iktidar değil, bu meseleye ciddiyetle yaklaşmayan diğer siyasetler de çözülme aşamasına gelmiştir ve çözülecektir. Çünkü artık yolun sonuna gelindiğinin herkes farkında.

“Bunlar adalet saraylarının içinden adaleti çaldılar”

Kobani kumpas davası, Gezi davası, kapatma davası, özgür basın davası… Bu iktidar, tüm ülkeyle mahkemeliktir, davalıktır. En son Diyarbakır’da gazeteciler tutuklandı. Hakikatin sesinden korktukları için o insanları, ülkede gazetecilik yaptıkları için tutuklayıp cezaevine koydular. İktidar bilsin ki hakikatin kalemini susturabilecek bir güç, bu yer kürede henüz icat edilmedi ve siz de başaramayacaksınız. Bir yerde hukuksuzluk artıyorsa orada adalet çalınıyordur. Bunlar adalet saraylarının içinden adaleti çaldılar ve geriye bomboş binalar bıraktılar.

“Güvenlikçi politikalarla büyük yolsuzluklar arasında büyük bir bağ vardır”

Bu ülkede çocuklar yırtık ayakkabıları ile dolaşıyorsa, insanlar pazar yerlerinden yiyecek topluyorsa kaynaklar biri ve birileri tarafından mutlaka çalınıyor demektir. Her 10 kişiden 9’u büyük geçim sıkıntısı çekiyorsa sebep, o 10 kişiden birini haksız zenginleşme ile ihya eden bir talan düzeni olduğundandır. Resmi rakamla yüzde 76’lık enflasyonla Türkiye’nin hukukun üstünlüğü endeksinde 139 ülke arasında 117’nci sırada olması, aslında bununla doğrudan bir bağ olduğunun da çok açık bir göstergesidir… İktidarın bekası için sürdürülen güvenlikçi politikalarla büyük yolsuzluklar arasında büyük bir bağ vardır. İşte tüm bunun, Türkiye kamuoyu tarafından, Türkiye hakları, Türkiye toplumu tarafından iyi görülmesi gerekiyor. Görülmesi gereken bir başka hakikat ise yerli ve milli olduğunu söyleyen iktidar ve saray rejimini, Körfez’den, Körfez sermayesi aracılığı ile yönetiliyor olmasıdır.

“Bütçeleri 6 ayda çöktü”

Dün Meclis’e ek bir bütçe getirdiler ve bu bütçe, aynı zamanda iflas bütçesidir ve bu ülkenin iflas ettiğinin de çok açık bir kanıtıdır. Bütçeleri 6 ayda çöktü. Ve 6 ayda çöken bir bütçeyi yeniden ek bir bütçe ile gündeme getirdiler… Savaşa, talana, saraya ve yandaşlara para yettiremedikleri için, talanı sürdürmek için ek bütçe getirdiklerinin farkındayız. Yoksa bu bütçenin içerisinde emekçiye, işçiye ve halka ek bir bütçe getirdiğine dair bir şey yok. Bunu da herkes böyle bilsin. Bu gidişata hep birlikte ‘yeter artık’ diyoruz.

“Bu kadın düşmanı kararı, tüm kadınlar adına en güçlü sesle lanetliyorum”

Dün, kadın düşmanı erkek yargı, Pınar Gültekin’i işkenceyle katleden erkeğe verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını haksız tahrikle 23 yıla indirdi. Babanın isyanını gördünüz. Babanın çığlığını gördünüz. Kadınların ortak çığlığını da kadınların ortak isyanını da gördünüz. Görmeye de devam edeceksiniz. Peki şaşırdık mı? Hayır, elbette ki şaşırmadık. Bu kadın düşmanı kararı, tüm kadınlar adına en güçlü sesle lanetliyorum ve kınıyorum. Pınar Gültekin’in katiline böyle bir indirim yapmayı asla kabul etmiyoruz, etmeyeceğimizi de bir kez daha bu kürsüden ifade ediyoruz. Kadın cinayetlerini açıkça teşvik eden kararlarla, iktidarın kadın düşmanı politikasına hizmet eden erkek yargı bilmelidir ki bu erkek düzen bitecek, hep böyle kalmayacak. Ve günü geldiğinde de kadın düşmanları, gerçek adalet önünde kadınlara bir bir hesap verecek. Bunu da bir kenara yazın diyorum. Kadının varlığından bile korkan erkek iktidar bilsin ki mücadeleden bırakın geri adım atmayı, kadın özgürlükçü bir ülke yaratmak için gece gündüz çalışmaya kadınlar olarak devam edeceğiz. Sizden asla korkmuyoruz. Sizden asla korkmayacağız.

Direnen, inşa eden, üreten, biz kadınlarız. Yöneten de biz kadınlar olacağız. Bu ülkeyi felaketten çıkaracak olan da biz kadınlar olacağız. Umudumuz büyük. Çünkü itiraz etme, değiştirme ve inşa etme gücümüzün olduğuna inanıyoruz. Biliyoruz ve inanıyoruz ki kadın ittifakı, bu ülkeyi karanlıktan çıkaracak olan tek ittifaktır. Buradan bütün kadınlara sözümüzdür. Yaşamın hiçbir alanında hiçbir kadın asla yalnız yürümeyecektir. Çünkü yanında mutlaka bir tane de olsa HDP’li olacaktır.” (ANKA)

By admin

- Spor Haberleri - Haberler - Güncel Haberler - Tente - Backlink Paketleri - 7 24 haber - Sohbet - Kelebek Fm - Giresun Sohbet - Antalya Dekorasyon - Sohbet Odaları - Dofollow Backlink - Dizi Film - Mobil Dünyası - Backlink Dünyası - Doffolow Backlink Dünyası