Hentbola başlama öykünü anlatabilir misin? İlk yıllar nasıldı?

Hentbola ortaokulda beden eğitimi öğretmenimiz Levent Dülüloğlu’nun beni takıma seçmesiyle başladım. İlk yıllarda kaleci olarak görev yapıyordum, sanırım iki yıl kaleci oynadım. Küçükler ve ortaokullarda Türkiye şampiyonu olduğumuz senelerde ben kaleci olarak oynuyordum. Sonra Mülayim Yalçın hocamızın “sen solaksın oyuna çıkmalısın” demesiyle oyunculuk kariyerimde başlamış oldu.

Altyapıda kısa sürede parladın ve milli takımlarda oynamaya başladın. Bunda solak olmanın da etkisi oldu mu?

Kaleden çıktığım yıl B yıldız milli takımıyla Balkan şampiyonasına katıldık ve orada şampiyon olduk, böylece milli takım kariyerim de başlamış oldu. Net hatırlamıyorum, sanrım 16 yaşındaydım ilk A milli takım kampına katılmıştım, oradan da Hollanda’da düzenlenen özel bir turnuvaya gitmiştik. Milli takım antrenörümüz Kenan Öner’di . Bütün spor branşlarında olduğu gibi bence hentbolda da solak olmak bir avantaj, ancak verilen şansları iyi değerlendiremezseniz solak olmanızın antrenörler için pek bir şey ifade edeceğini zannetmiyorum. Ben o tarihten itibaren çok uzun yıllar kesintisiz milli takımda görev aldım, sanırım hocalarımın verdiği şansı iyi değerlendirdim.

O yıllarda Modaspor’un özellikle altyapıda önemli bir üstünlüğü vardı. Biraz başarılarınızdan bahseder misin?

Modaspor kulübünde uzun yıllar hem kendi yaş gruplarımızda hem de 1. Lig’de (şimdiki Süper Lig) mücadele ettik. Ligde pek bir başarımız olmasa da, oradan aldığımız tecrübe ile kendi yaşıtlarımızda her zaman Türkiye dereceleri aldık. Bu dereceler çoğunlukla Türkiye şampiyonluğu idi. Hem okullarda hem kulüplerde küçükler, yıldızlar ve gençler kategorilerinde çok fazla başarımız oldu. Aynı zamanda Liselerarası Dünya Şampiyonlarına katıldık. Sanırım bu başarılarımızın en büyük sebebi her kategoride birlikte oynamamızdı. O takımdaki dostluklarımız hala devam ediyor, benim için çok özel dostluklar. Çoğu hentbolu bırakmış olsa da, biz kopmadık. Seyhan’la yıllarca beraber oynadık, Serpil, Tülin yıllarca aynı takımlarda ya da rakip olarak oynadık. Handan, Azra, Sema, Semra, Eylül, Ahu, Çağla gibi pek çok arkadaşımla hentbol sayesinde Modaspor’da tanıştım.

Daha sonra A takıma yükseldin. Hangi takımlarda oynadın?

Daha sonra benim ilk profesyonelliğimi yaşadığım Yeni Karamürsel (YKM) takımına transfer oldum. Ve bu kulüpte ilk Lig Şampiyonluğu, Türkiye Kupası Şampiyonluğu ve ilk defa Şampiyonlar Ligi’nde oynama başarısı elde ettim. Oynadığım kulüpler; Yeni Karamürsel (1997/98), Üsküdar Belediyesi (1998/2004), Ankara Havelsan (2004/06), Romanya Braşov (2006/07), Üsküdar Belediyesi (2007/13), İstanbul Maltepe (2013/14), Kastamonu Belediyesi (2015/18), Üsküdar Belediyesi (2018/19) ve Yalıkavak Spor Kulübü (2019/22).

Ne gibi başarılar elde ettin kulüp takımlarıyla?

Oynadığım kulüplerde birçok lig şampiyonluğu, Türkiye kupası şampiyonluğu gibi başarılarım oldu. Bunların yanında Avrupa kupalarında final ve yarı final oynama başarısı gösterdik. En unutulmaz takımların başında tabii ki ilk ekonomik özgürlüğümü elime aldığım ve ilk üst düzey başarılar yaşadığım YKM takımı geliyor. Sonrasında sayısız başarılara imza attığımız benim evim olan Üsküdar Belediyesi, yine şampiyonluk yaşadığım ve Avrupa kupalarında final, yarı final oynama başarısı gösterdiğimiz Kastamonu Belediyesi, yurt dışı deneyimim olan Romanya’daki takımım ve son olarak bana müthiş bir jübile yaşatan ve üç sene keyifle oynadığım Yalıkavak Spor Kulübü. Sanırım ben hiçbir kulübümü unutamamışım. Ne mutlu bana…

Bu kadar yıl içinde çok önemli antrenörlerle de çalıştın. Neler söyleyebilirsin bu antrenörler ile ilgili olarak?

Çok insancıl, her anlamda gelişimime katkı sağlayan, beni hep bir adım daha ileri gitmeye teşvik eden, alanında çok bilgili antrenörlerle keyifle çalıştım, bunun yanında tabii ki beni çok zorlayan hatta hentbolu bırakma noktasına getiren zorlu antrenörlerle de çalışmadım değil. O zamanlarda bu insanlara çok kızsam da bir şekilde beni güçlendirdiklerine inanıyorum, belki yöntem bu olmamalıydı ancak bana sonrasında güç kattılar.

Milli takım kariyerin de devam ediyordu, değil mi? Toplamda kaç kez milli oldun?

Milli takım kariyerim uzun yıllar devam etti, sayısını net bilmemekle beraber 400’ün fazla defa milli formayı giydim. Bu benim için büyük bir gurur kaynağı. 25 yıl milli takımlarda görev aldım, kaptanlık yaptım. Kulüp takımlarında bu başarılar olurken milli takımda da devam ediyordu.

Plaj hentbolu da var bu arada değil mi? Önemli başarılar da elde ettin. Biraz da plaj hentbolundan bahsedebilir miyiz?

Yıllarca hem salon hem plaj hentbolunu beraber oynadım. Her zaman büyük keyif alarak oynadığım ve bence çok estetik duran bir branşı hentbolun. Biz salonda alamadığımız çoğu başarıyı plajda aldık. Avrupa ikinciliği, dünya ikinciliği, Dünya Oyunları üçüncülüğü ve Akdeniz Oyunları üçüncülüğü.

Artık Plaj Hentbolunun olimpik bir branş olarak kabul edilmesi bekleniyor. Bu yolda milli takımlarımızın olimpiyatlara katılması plaj hentboluyla daha kolay olacak gibi gözüküyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Biz ülkemizin konumu itibariyle plaj hentboluna çok yatkın bir ülkeyiz. Hentbolcularımız da bence çok rahat ve severek plaj hentbolunu oynuyorlar. Olimpiyatlar özlemimizi plaj hentboluyla bir nebze de olsa giderebiliriz. Bunun için şimdiden planlı ve programlı bir şekilde, takımımızla hazırlıklara başlamalıyız. Ben plajda çok başarılı olacağımıza inanıyorum.

Kısa da olsa yurtdışı deneyimde oldu? Biraz da yurtdışı deneyiminden bahseder misin?

Bir yıl yurtdışında oynadım. Benim oymadığım dönemde Romanya her anlamda zorlayıcı bir ülkeydi. Hala inanılmaz kaliteli, sağlam bir ligleri var. Ben zor bir yerde olsam da, oradaki antrenörüm de zorlayıcı bir antrenördü, iyi bir menajerim olsaydı daha uzun yıllar yurt dışında hentbol oynamak isterdim. Maalesef en büyük şanssızlığım menajerimin kaliteli olmamasıydı.

Daha uzun yıllar yurtdışında oynamak istemez miydin? Yurtdışından transfer teklifleri oluyor muydu? Varsa neydi seni Türkiye’de tutan?

Dediğim gibi uzun yıllar oynamak isterdim ama o zamanda yurtdışında transferler profesyonel yapılıyordu aynı şu an olduğu gibi. Maalesef yönlendiren biri olmadığı için yurt dışı kariyerim çok kısa sürdü. Diğer taraftan Türkiye de de yurtdışından kazanabileceğim parayı kazanıyordum ve yönlendiren biride olmadığı için Türkiye ile yetindim. Konuyla ilgili maalesef pişmanlığım var.

Kariyerinin son dönemlerinde Yalıkavak’a transfer oldun. Nasıl oldu bu transfer?

Ben daha Kastamonu’da oynarken Yalıkavak Spor Kulübü 1. Ligde mücadele ediyordu ve Selim Bey beni takımında istiyordu. Ben Kastamonu’dan ayrıldıktan sonra bir sene İstanbul Üsküdar Belediyesinde oynadım. Yalıkavak da o sene Süper Lig’e çıktı ve Selim Bey yine beni istedi ve ben de bir sonraki sene için söz verdim. 2019/20 sezonu itibariyle Yalıkavak Spor Kulübü sporcusu oldum. İyi ki de olmuşum.

Yalıkavak’la gerçekten başarılı sonuçlar aldınız. Yalıkavak’la anlaşmadan önce böylesine başarılı olabileceğinizi bekliyor muydun?

Anlaşmadan önce Kıvanç Hocamın ve Sevinç Hocamın orada olması, transfer gelen Sevilay, Yasemin gibi kaliteli isimlerle oynayacak olmam benim içimi rahatlatmıştı ancak kadromuzun dar olması sebebiyle bu kadar başarılı olacağımızı açıkçası tahmin etmiyordum. Ancak Kıvanç Hoca iyi antrenman yaptırmayı çok seven bir antrenör. Sevinç Hocam da aynı şekilde. Bizler sporcuları olarak gerçekten özveriyle çalıştık, bence üç yıl boyunca hem ligde hem kupalarda başarılı olduk. Umarım bu başarı katlanarak devam eder.

Sezon başında hentbola oyuncu olarak nokta koyup yardımcı antrenör olarak anlaştın. Kararı almak zor olmadı mı?

Ben bırakma kararını iki yıldır düşünüyordum, daha doğrusu bu kararı iki yıl öncesinde vermiştim. Tabii ki hentboldan ayrılmanın, aktif olarak oynayamamanın zor olacağının farkındayım. Ancak benim için önemli olan iyi durumdayken bile, bir şeylerin hayatımızda zamanı dolduysa bunu fark etmek ve ona veda edebilmek. Demek istediğim ben hentbola veda ettiğimde sağ olsunlar insanlar “daha oynardın” dediler, “iyi bir sezon çıkardın” dediler. Haklılar da. Ben bu sene de dahil olmak üzere ekstra bir durum olmadıkça 60 dakika oynayan ve performans sergileyen bir hentbolcuydum ancak dediğim gibi bazen yeni bir şeylerin hayatımıza gelmesi için bazı şeylere veda etmek gerekiyor. Benim vedam kısmen bir veda oldu yine hentbolun içinde olacağım. Yalıkavak da antrenörlük yapmasam da hentbolun içinde olacaktım. Bunu hentbola borçluyum.

Yardımcı antrenör olarak hedeflerin var elbette. Bunlardan bahsedebilir misin?

Öncelikli hedefim antrenörlüğü öğrenmek. Hentbol oynamak ile oynatmak ve öğretmek çok farklı şeyler bunun farkındayım. O yüzden öncelikle bu konulara eğileceğim. Kıvanç Hocamın yükünü azaltmak, hocalarımın arkadaşlarımla arasında bir köprü olmak istiyorum. Ve elimden geldiğince hem takım arkadaşlarıma hem de kendime katkı olmak istiyorum. Yeni bir macera başlıyor ve ben çok heyecanlıyım.

Plaj hentbolu, üniversite milli takımı, salon milli takımları… Oynamadığın milli takım kaldı mı?

Sanırım veteran milli takımı şimdiki hedefim. Böyle bir kariyere sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum aynı zamanda bu kariyeri hak etmiş hissediyorum. Çünkü fedakarlık yoksa başarı da olmuyor ve bu soruyu yanıtlarken ne kadar başarılı bir hentbol hayatımın olduğunun bir kere daha farkına vardım ve şükrettim.

Mili takımların tüm kademelerinde oynayan bir isim olarak genç hentbolculara vermek istediğin tavsiyeler neler?

En büyük önerim naçizane, öz disiplinlerini sağlayarak hentbolu hayatlarında öncelikli yere koymaları. Başarı; fedakarlık, hedefe uygun çalışma ve disiplin ister. Bunların yanında oynadığımız şeyin bir oyun olduğunu unutmamalarını rica ediyorum. Ve oyunu keyif almak, eğlenmek için oynarız. Lütfen her antrenmanda her maçta önceliğiniz bu olsun, inanın sonrasında başarı zaten gelecek. Keyif aldığımız bir işi yaparken ister istemez en iyisini yapmaya çalışırız. Ve bence bir işin en iyisini yapmaya çalışıyorsak başarılıyızdır. Keyifle oynadığınız hentbolu en iyi şekilde oynamaya çalışın.

Röportaj: Burak Tezcan / THF

By admin