
Enflasyon ve fahiş fiyat canavarı etkisini sürdürmeye devam ediyor.
Eskiden marketlerden almaya alışkın olduğumuz ürünleri, şimdi sepete atarken ellerimiz ister istemez geri çekiliyor.
Hayat pahalılığının görünmeyen bir yüzü de bu. Dün aldığımız ürünleri bugün “lüks” buluyoruz.
Tüketim alışkanlıklarımız değişti.
Zeytin, peynir çeşitleri ve kaliteli et ürünleri daha küçük gramajlarla alınıyor. Et tüketimi azaldı. Dışarıda yemek yemek, aynı sıklıkla tercih edilmiyor. “Özel günlerde” belki…
Farkındaysanız hayat pahalılığı son yıllarda sadece ekonomik bir veri olmaktan çıkıp doğrudan günlük yaşamın içine yerleşen bir gerçekliğe dönüştü
Vatandaş için artık sadece “ne alınacağı” değil, “ne alınamayacağı” da önemli bir karar haline gelmiş durumda.
Kabul etsek de etmesek de koronavirüs salgınıyla birlikte tüm dengeler değişti.
Kiralar uçtu, gıdalar yükseldi.
İnsanoğlu kendi kurduğu düzenin mağduru oldu.
Bu tabloda dışarıda lüks tüketim yapanlar, tatil yerlerini dolduranlar ve özellikle e-ticaret aracılığıyla sürekli alışveriş yapanların sayısında da artış var.
Hangisi doğru?
+++
Bunun üzerine bir de ekonomide savaşlar ve jeopolitik çatışmalar yaşanıyor.
Bunları başlatanlar, uzlaşmadan kaçanlar, buna tepki göstermeyenler, normalleştirenler sadece kendi ülkelerinin değil tüm dünyanın kaderini belirliyor.
Dünya bencillik, kibir, görgüsüzlük üzerine şekilleniyor.
Benim de aklımda “ABD Başkanı Donald Trump, ne zaman bir ülkeye sataşmaktan, onu zorlamaktan ve köşeye sıkıştırmaktan vaz geçecek? ABD, Trump’a ne zaman ‘dur’ diyecek?” sorusu var.
Ve de…
“İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulüm daha ne kadar can yakacak?”
“İran, ne zaman uzlaşmacı olacak?”
“Lübnan, bu kadar soruna rağmen ne zamana kadar direnebilecek?”
“Hani nerede uluslararası örgütler ve yaptırımları?”
Etiketler: dünyadan , güncel , gündem , haber , haberler , sondakika