
Elbette bunu daha önce de duymuştunuz;
Nasıl adlandırıyoruz?
Vietnam Savaşı,
Afganistan Savaşı,
Irak Savaşı,
Suriye Savaşı,
İran Savaşı….
Ortak noktaları ne?
Hepsinin karşısında ABD’nin olması.
Öyle ise bunların hepsinin adı Amerikan Savaşı.
Burada adını verdiğimiz ülkeler sadece savaşın geçtiği yerler.
Yakılan yıkılan yerler.
Ve tabi aralarında ABD toprağı yok.
Şimdi ise bir İsrail + ABD – İran savaşı sürüyor.
Tabi İran toprağında.
Öte yandan Lübnan da tam bir saldırı altında. Son birkaç ayda 2 bin kişi de orada öldürüldü.
İsrail, Lübnan ile değil, Lübnan’ı işgal eden İran proxy’si Hizbullah’la savaştığını söylüyor ama savaş ilerledikçe Lübnan’ın toprak bütünlüğü bozuluyor ve İsrail “tampon bölge” adı altında Lübnan’ı işgal ediyor. Yeterli zaman geçtiğinde buraya İsrail’i yerleşimcilerin doldurulması da başlayacaktır, Filistin topraklarında olduğu gibi.
Hiç sıradan bir İsrailliyi dinlediniz mi?
Haklılıklarından o kadar eminler ki,
Kendilerine Tanrı’nın vadettiği toprakları Arapların işgal ettiğinden ve geri alınması gerektiğinden o kadar sakin rahat ve güvenle söz ediyorlar ki şaşarsınız.
“İşte Tevrat’ta yazıyor, daha ne istiyorsunuz?” diyorlar.
(Her şey bir yana adamlar şeriatın odağı olmuşlar, devlet işlerini direkt din işleri olarak görüyorlar, bilmem bizim laikçiler farkında mı?)
İsrail’deki Yahudilerin %80’ni yapılanları destekliyor. Belki biçimle ilgili sorunları olanlar vardır ama genel olarak İsrail’in dış politikası İsrailliler tarafından destekleniyor.
Nasıl başladığı, nasıl sürdüğü ve ne zaman biteceği bilinmeyen bu ABD-İsrail saldırganlığı dünyayı da esir almış durumda.
Savaştan önce zaten açık olan Hürmüz boğazı saldırılara karşılık olarak İran tarafından kapatıldı. Trump ise hiçbir şey yapmasa zaten açık kalacak boğazı açmak için gemilerini göndererek boğazı ikinci bir kez tıkadı.
Şimdi boğazdan kimse geçemiyor.
İran el yükseltip, gerekirse Kızıldeniz’i (Yani Süveyş Kanalını) de kapatacağını söyledi.
Yapabilir mi bilinmez ama Hürmüz’den sonra Süveyş’in de kapatılması dünya ekonomisini direkt felce uğratacaktır. Süveyş Kanalı, küresel deniz ticareti hacminin yaklaşık %15’ine ev sahipliği yapıyor. Saatte en az 2 geminin geçiş yaptığı dünyanın en yoğun ticaret rotalarından birisi. Kanaldan, özellikle Asya-Avrupa arasındaki petrol, LNG ve konteyner taşımacılığının büyük bir kısmı gerçekleştiriliyor. Buna bir de diğer ticari taşımacılığı ekleyiniz.
ABD, açmak için gittiği Hürmüz Boğazını daha fazla tıkayarak daha önce İran’ın izin verdiği Çin gemilerinin geçmesini de önledi.
Bütün bunların ABD’ye faydasının ne olduğu en fazla da Amerikalılar tarafından sorgulanıyor.
Tamam, belli ki İsrail seçilmiş halk olarak “Dünya bir, ben bir!” diyor da bunun zaten dünyanın birinci süper gücü olan ABD’ye faydası ne?
Elbette her şey Netanyahu gibi bir kuduz ile Trump gibi bir psikopatın işleri olarak görülebilir. Oysa öyle değil.
Başta da söylediğim gibi ABD savaşları bir asırdır sürüyordu, Vietnam, Afganistan, Irak, İran yerle bir edildi ama hiçbir ABD Başkanı bu cinayetleri işlerken “bir medeniyeti yok etmekten” söz etmiyor, kimseye hayvan demiyordu. Elbette yaptıkları Trump’tan farklı değildi ama en azından siyaseten doğruculuk adına, barış ve demokrasi götürmekten bahsediyorlardı.
İlginç olan, bunca senedir bizi beğenip aralarına almayan, dünyaya örnek olma havasındaki AB ülkelerinin bu canavarlık karşısında hiçbir şey yapamaması, hatta NATO’nun kapatılacağı korkusuyla Trump’ın önünde el pençe divan durması.
Yani emperyalizm yine aynı emperyalizm ama artık kral çıplak.
Bu arada gözüme ilişti, bir zamanlar Uğur Mumcu cinayetini güya İran’dan gelen İslami teröristlerin işlediğini iddia eden, hayali teröristler için “Acem Bülbülü Öttü” diye manşet atan, türban yasası meclisten geçince “411 El Kaosa Kalktı” diye askere ayar veren bir yazarımız, sığındığı bir köşeden İran ve Erdoğan güzellemeleri yapmaya başlamış.
Rabbim sen nelere kadirsin…
Etiketler: dünyadan , güncel , gündem , haber , haberler , sondakika